Make your own free website on Tripod.com

HIRİSTİYAN SİYONİZMİ

 NANCY SPANNAUS*

 Amerika Birleşik Devletleri’nde Hıristiyan Siyonistler (ya da Hıristiyan fundamentalistler) denen grubun dışında İslam dünyasına karşı bir Medeniyetler Savaşına kendini daha fazla adamış bir başka grup yoktur. Bunlar, İngiliz rahip John Nelson Darby’nin 19. yüzyıldaki mileneryan mezhebini (saadet döneminin mutlaka geleceği inancını) takip eden tahminen 40-70 milyon Amerikalıdan oluşan bir topluluk.

 Darbyizm, esas olarak ABD’nin Güney Konfedere bölgelerinde kök saldı; bugün de İngiltere bağlantılı, neo-konservatif istihbarat ağları tarafından finanse edilmeye devam ediyor. Açıkça Kudüs’teki kutsal Haremi Şerif mekânları (ki Yahudi ve Hıristiyanların çoğunca “Temple Mount” olarak bilinir) etrafında savaş kışkırtıcılığı yapıyor. Bunun da,  “seçilmiş halkın” yutulmasını sağlayacak Armageddon’un “son savaşı”nı tetiklemesi hedefleniyor. Bu tehlikeli görüşün önde gelen savunucuları, ABD’de fundamentalist Hıristiyanlığı belirliyorlar. Pat Robertson, Jerry Falwell, Ed McAteer, John Hagee ve Gary Bauer gibi mileneryanların popülaritesi de bunu gösteriyor. Hıristiyan Siyonistler, Cumhuriyetçi Parti içinde de büyük bir grup oluşturuyorlar. Ve de George W. Bush yönetiminin gündemini kontrol edebilmek için amansız bir kampanya yürüttüler.

Bu grubun kendisini İsrail’in büyük dostları olarak lanse etmesindeki ironi de kimseyi yanıltmasın. Yahudileri “İsa’nın katilleri” diye çağırmayı yeğleyen Hıristiyan Siyonistler, sadece ABD’deki en açık Yahudi düşmanları arasında yeralmıyorlar. Aynı zamanda, onların  Süleyman’ın “Üçüncü Mabedini” inşa etmek üzere Müslümanların kutsal mekânlarını ele geçirmeyi teşvik eden “programları”, İsrail’i yokedecek bir büyük yangına sebep olma amacını taşımaktadır. Bu, iddia odur ki, Hz. İsa’nın ikinci kez dünyaya gelişinin önkoşuludur. Demokratik Parti’den Başkanlık aday adayı Lyndon LaRouche, daha 2000 yılı sonbaharında İsrail Başbakanı Ariel Şaron’un Haremi Şerif’te Filistinlilere yönelik kışkırtmalarına başlamasından sonra bu tehlikeye işaret etmişti.  Ne yazık ki pek dinleyen olmamıştı onu. Başkan Bush’un göreve gelmesiyle birlikte de, Hıristiyan Siyonist güruh, Orta Doğu’da dinsel bir savaş yönündeki çılgın çabalarına Beyaz Saray desteğini kotarmak için tam bir seferberlik başlattı. 

 BİRİNCİ RAUND:          AKLI SELİM GALİP GELDİ

 Ariel Şaron, 2001 yılı ilkbaharında İsrail Başbakanlığına geldi. Yürüteceği topyekün savaş için ABD’deki dostlarının George W. Bush’un tam desteğini kotarabileceği yolunda büyük umutlar taşıyordu. Bush ilk başta dümen suyuna gitmeyince Hıristiyan Siyonistler seferberliğe başladı. 30 Temmuz 2001’de Beyaz Saray’a bir ziyaret gerçekleşti. Katılanlar şunlardı: Ed McAteer’in temsil ettiği Religious Roundtable (Dini Platform); Pat Robertson’ın Christian Broadcasting Network’u (Michail Little tarafından temsil ediliyordu); İsrail’in Hıristiyan Dostları’nın lideri Elwood McQuaid; fanatik anti-Arap Amerika Siyonist Teşkilatı’nın başkanı Morton Klein; Küdüs’teki Uluslararası Hıristiyan Sefareti; Hıristiyanların İsrail Kamusal Eylem Komitesi ve Güvenli Bir İsrail İçin Amerikalılar’ın kurucusu Herb Zweibon.

Temsilciler önce bir planlama toplantısı yaptı; ardından da İsrail Büyükelçiliği’nde öğle yemeği yedi. Sonra da ver elini Beyaz Saray. Başkan Bush’un dini cemaatlerle irtibat sorumlusu Tim Goeglein’le buluşan heyet, açık bir mesaj verdi: Başkan Filistinlilere karşı savaşta Şaron’a kesin “yeşil ışık” yakmadığı takdirde bu grup, Bush’un başkanlığını mahvedecektir –aynen babasınınkini yaptıkları gibi. Özellikle Mescidi Aksa’yı yıkıp yerine mabedi “yeniden inşa etmek”ten sözeden Elwood McQuaid idi. Bilhassa dert yandığı konu, Bush yönetiminin baskısı altındaki İsrail polisinin 29 Temmuz’da yeni mabedin temel taşının konulmasına mani olmasıydı.

Bu grubun gücünü hesaba katınca Bush’u mahvetme tehdidinin biraz inandırıcılığı vardı. Binlerce Amerikalı her hafta radyo veya televizyonda “televanjelistler”i dinliyor. Temsil edilen  gruplar, politik ağırlığı olan ve Religious Rountable’ın kurulmasında katkıları olan Paul Weyrich gibileriyle ittifak içinde. Armageddon literatürünün yoğun sirkülasyonunun meyvelerini de topluyorlar. Fakat 1.4 milyon Müslümana karşı kanlı bir küresel savaş yürütmeye çağrının mantık dışılığı o zaman Bush yönetimi için açıktı. 2001 yılında açıktan baskılara, Hıristiyan fundamentalist John Ascroft ve diğerlerinin de “içerden” baskılarına rağmen Bush yönetimi “hayır” dedi.

 TIRMANDIRMA MÜCADELESİ

Çok iyi bilindiği üzere, Bush yönetimi daha önce hiçbir Amerikan yönetiminin yapmadığı bir şeyi yaptı ve bir Filistin devletinin kurulması çağrısında bulundu. Hıristiyan Siyonistlerin mücadeleyi tırmandırması gerekiyordu. Önemli kilometre taşlarından biri 7 Kasım 2001’de gerçekleşti. Hemen hemen aynı aktörler, Washington’da İsrail İçin Ulusal Birlik Koalisyonu (NUCI) bayrağı altında toplandı. 1991’de kurulan NUCI, 200 teşkilattan oluştuğunu ve 40 milyon Amerikalıyı temsil ettiğini iddia ediyor. Bu, büyük ölçüde şişirilmiş bir sayı. Grup, İslama kin dolu saldırıların ifade edildiği bir basın toplantısı düzenledi. Konuşmacılar, yönetimi “iki devlet” perspektifini benimsemekten vazgeçmeye çağırdı. Basın toplantısında, bir Filistin devleti aleyhinde konuşan Elwood McQuaid, EIR’ye kendi Medeniyetler Çatışması perspektifini açıkça ifade ettiği bir mülakat verdi. Şöyle diyordu: “Bu bir bitirme savaşıdır. Bu bir ‘Medeniyetler Savaşıdır’. Birleşik Amerika’nın anlamadığı şey, Filistin Sorunu’nun, İslamın bu dünyaya egemen olma, Batı dünyasının medeniyetini bitirme kararlılığının ayrılmaz bir parçası olduğudur”. NUCI grubu basından pek ilgi bulamadı. Ancak Senatör Sam Brownback (Kansas-Cumhuriyetçi) ve eski Reagan yönetimi görevlilerinden Frank Gaffney gibi Capitol Hill’de etkili şahsiyetler ise oradaydı. Basın toplantısından sonraysa grup, tehditlerini savurmak üzere soluğu Kongre salonlarında aldı.

 TAVIR HENÜZ DEĞİŞMİYOR

 Ancak Bush yönetimi bu baskıya hâlâ direniyordu. Yıl sonundan 2002 Nisan’ına kadar yönetimden yapılan resmi açıklamalar, Şaron hükümetinin provokasyonlarını eleştirmeye devam etti. Eleştirilere, süikastler, Filistin topraklarındaki İsrail yerleşimleri, Batı Şeria ve Gazze’de Filistinliler için oluşturulan iğrenç koşullar da dahildi. Bilhassa Dışişleri Bakanlığı ile Başkan Bush’un özel elçisi Anthony Zinni’nin diplomatik girişimleri, yönetimin, Şaron hükümetinin Mitchell Raporu çerçevesinde tavizler vermesini istediğini gösteriyor. Rapor, İsrail’in yerleşimleri durdurmasını, Şaron hükümetinin hep reddettiği Birleşmiş Milletler’in 242 ve 338 nolu kararlarına uyma yönünde adım atmasını istemişti. 

Ancak Bush yönetiminin retoriği bir yana, yönetimin Şaron’un artan canavarlıklarına direnci giderek zayıflıyordu. İsrail savunma birlikleri Mart ayında Ramallah’a girip Filistin Otoritesi Başkanı Yaser Arafat’ın Batı Şeria’daki karargâhını ablukaya aldığında Başkan Bush, İsrail’i geri çekilmeye çağıran bir konuşma yaptı –ama hiçbir şekilde şu tarihe kadar demedi. Şaron, ABD Başkanı’nı hesaba almayabileceği sonucunu çıkardı, öyle de yaptı. Bu arada Hıristiyan Siyonsitler, Likud’un (Şaron’un partisi) ABD’deki Yahudi Dostları ile birlikte, Başkan’ı abluka altına alma girişimlerini hızlandırdı. Bu grup, 1 Şubat’a kadar 200.000 dolarlık bir savaş sandığı oluşturarak Arafat’a saldıran ilanlar verdi, Başkan Bush’tan Arafat’ı ve Filistin Otoritesi’ni/Filistin Kurtuluş Örgütü’nü yabancı terörist örgütler listesine almasını talep etti. Amerika Siyonist Teşkilatı ile Religious Roundtable’ın birlikte verdikleri bir ilan, Arafat’a ve Filistin Otoritesi’ne “modern çağın Nazileri” diyecek kadar ileri gitti.

Sonuçta Başkan Bush Dışişleri Bakanı Colin Powell’ı görüşmelerde bulunmak üzere (Başkan Arafat’la görüşme de dahil) Orta Doğu’ya göndereceğini açıklayınca bu haçlılar iyice azdılar. 11 Nisan’da, yani Powell’ın Kudüs’e vardığı gün, hepsi önde gelen Darby’ci Siyonistler olan Gary Bauer, Jerry Falwell, Rahip John Hagee, Marlin Maddoux, Ed McAteer ve Rahip Tim Timmons, Başkan Bush’a bir mektup yazarak Powell’ın misyonuna saldırdılar. Bauer’ın işi olan mektubun bir yerinde şöyle deniyordu: “Bush Doktrini’nin ve onunla birlikte terörle savaşın büyük bir tehlikede olduğuna inanıyoruz. Birleşik Amerika’nın, 11 Eylül 2001’den beri bizim mücadele ettiğimiz aynı terörist güçleri yenmeye çalışan dost ve müttefikimiz İsrail’in yanında olmasının elzem olduğuna inanıyoruz. Sizden İsrail Başbakanı Ariel Şaron üzerindeki baskıyı sona erdirmenizi istirham ediyoruz. Ki, üstlendiği misyonu, yani Batı Şeria topraklarındaki terörist hücrelerinin ve altyapısının imhasını tamamlayacak zamanı olsun... Bakan Powell’ın şu anki barış getirme gezisi tehlikeli bir mesaj göndermektedir”. Haberlere göre, bu grubun davasına inananlar, Beyaz Saray’a telefon ve e-mail yağdırdı. Öylesine ki, ertesi gün Başkan’ın kıdemli yaverleri Falwell’i arayarak Bush’un Şaron’un yanında olduğu teminatı verdi. Seferberlik, Powell’ı Arafat’la görüştürdüğü için Bush’u paylayan televanjelistler ve radyocu tayfaca hızlandırıldı. Başkan’ın ateşli desteğinin “biraz sendelediği” iddia edildi.        

Powell’ın gezisi tabi ki başarısız oldu. Şaron ABD hükümetine kafa tutmaya devam etti. Ramallah’ı işgaline ilaveten, Cenin mülteci kampına, Beytüllahim’deki Doğuş Kilisesi’ne, Batı Şeria’daki sayısız köye ve kasabaya saldırısını ekledi. Amerikan hükümetinin tepkisi neredeyse yok gibiydi –her ne kadar Şaron’un yapacağını açıkça söylediği Arafat’ın bedenini ortadan kaldırma arzusuna yeşil ışık yakılmadığı belli idiyse de. Bir başka deyişle, Siyonist lobi henüz amacına erişememişti.

 MAYIS’TAKİ SEFERBERLİK

 Mayıs, Kongre’deki Siyonist varlığın gayretleriyle büyük bir tırmandırma ayı oldu. Temsilciler Meclisi’nin çoğunluk lideri fanatik Siyonist Tom DeLay (Cumhuriyetçi-Texas) öncülüğünde, 2 Mayıs’ta Meclis “Filistin’in Terörist Altyapısını” yoketmeye çağıran bir kararı tartıştı ve çıkardı. Karar 21’e karşı 252 oyla alındı. DeLay, Siyonist lobisinden Kongre üyesi Tom Lantos (Demokrat-Kaliforniya) ile yakın çalıştı. “Filistin terörünü” en ağır şekilde eleştiren 18 Nisan 2002 tarihli kararı ikisi hazırladı. Batı Şeria’ya İsrail saldırısının ortasında gelen bu kararla, Şaron’un soykırımına “buyur geç” mesajı açıktı.

DeLay, Siyonistlerin çok tuttuğu biri. Mayıs ayında AIPAC’taki (Amerika-İsrail Kamu İşleri Komitesi) en popüler konuşmacıydı. Sonra da, tüm işgal atındaki toprakların İsrail’e ait olduğunu açıklamasıyla da Şaron taraftarlarını memnun etti. 1 Mayıs’ta MSNBC’nin “Hardball” adlı talkshowunun sunucusu Chris Mathews ile yaptığı bir söyleşide Temsilciler Meclisi Cumhuriyetçi çoğunluk lideri Dick Armey, Batı Şeria’daki tüm Filistinlilerin başka Arap topraklarına gönderilmesi konusunda DeLay ile mutabık kaldıklarını açıkladı. Bu, İsrail’deki en fanatik Likudçuların tavrıyla aynıdır. Armey, sözünü sakınmıyordu: “İsrail’in tüm Batı Şeria’yı ele geçirmesine razıyım. Filistinlerin bir vatanının olmasına, bunun da İsrail’in yakınında olmasına da razıyım. Ama Filistinlilerle barış yapmak için (ki kabul etmeyecekler, uymayacaklar da) İsrail’in toprak tavizi vermesine razı değilim...”.

“Devleti nereye koyacaksınız” diye soran Mathews’a Armey’in cevabı şu oldu: “Bir Filistin devleti yaratacak binlerce dönüm toprağa, mülke ve fırsata sahip pek çok Arap devleti var”.  Mathews’un, “yani Filistinlileri başka yere gönderecek ve buna da onların devleti diyeceksiniz” yorumu üzerine biraz kaçamak yaptıktan sonra Armey, “Filistinlilerin terketmesi gerektiğine inanıyorum” cevabını verdi. Mathews, Armey’in ne dediğinin farkında olduğundan emin olmak istiyordu: “Tekrarlamak gerekirse, şimdi Batı Şeria’da yaşayan Filistinlilerin bölgeyi terketmesi gerektiğine mi inanıyorsunuz?”. Armey’in cevabı “evet” oldu. (İlginçtir ki Armey ve onun gibi Texas senatörü Phil Gramm (Cumhuriyetçi), muhtemelen şirket yolsuzlukları skandallarıyla bağlantılı sebeplerle bu sonbaharda Kongre’den ayrılmaya karar verdiler. Yerlerini kim alacak, Allah bilir).

Bununla birlikte, seferberlik sadece Kongre’de değildi. 8 Mayıs tarihli İngiliz Daily Telegraph’ın haberine göre 3 Mayıs’ta, ABD’nin her tarafından yaklaşık 250 “Hıristiyan” lider, Washington’da İsrail büyükelçiliğinde biraraya geldi. Gary Bauer, elçilikteki toplantıda bir konuşma yaparak şu mesajı verdi: “Birtakım ilginç ittifaklar oluşmakta. Pek çok inançlı insana göre, İsrail toprağı, Tanrı tarafından Musevi halkına vadedilmiş bir topraktır. İsrail ve ABD’nin çıkarlarının kesiştiğine inanıyorum. Her ikimiz de birer demokrasiyiz. İsrail’i de Büyük Britanya’yı da Batı medeniyetinin savunucuları olarak görüyorum.” Ertesi gün Ariel Şaron, “yumuşamış” yönetime kendi politikasını kabul ettirebilmek için Washington’a geldi. İsrail’e eleştiri getirmemekle ve Başkan Arafat’ın intihar saldırılarını durdurmadaki “başarısızlığı”na giderek yüklenmekle beraber Amerikan yönetimi Arafat’la henüz bozuşmamıştı.

Ancak Hıristiyan Siyonistler’in ufukta yeni bir projeleri vardı; o da 29 Mayıs’ta ilan edildi. Pat Robertson’un Hıristiyan Koalisyonu’ndaki eski yakın çalışma arkadaşlarından Ralph Reed liderliğindeki önde gelen “Hıristiyanlar” ile haham Yehiel Eckstein (Hıristiyan ve Yahudilerin Uluslararası Dostluğu’nun başkanı) önderliğindeki Siyonistler, “İsrail’in Yanında Ol” adlı yeni bir inisiyatif açıkladılar. İnisiyatifin açıklanan amacı “ABD’deki 100.000 kiliseyi ve 1 milyon Hıristiyanı, İsrail devletiyle dayanışmalarını ifade ettirme seferberliği” idi. “İsrail’in Yanında Ol”un büyük planları var. ABD’deki tüm evanjelist kiliselerinde 9 Eylül’de bir İsrail’e “destek günü” düzenlenmesi gibi. Gerek Başkan Bush’un gerekse Cumhuriyetçi Parti liderlerinin bu büyük etkinliğe katılmaları bekleniyor.

Bu arada Gary Bauer, kitle seferberliğinde dikkat çekmeye devam ediyor. Kendi ifadesine göre, Beyaz Saray’a şu mesajı taşıyan e-mail seferberliğini devam ettirdi: “Sayın Başkan, her gün sizin için dua ediyoruz. Tanrı’nın sizin Başkan olmanızı istediğine inanıyorum. İsrail’i terkederseniz, benim oyumu bir daha asla alamayacaksınız.” Başkan Bush nihayet 24 Haziran’da Filistin Otoritesi Başkanı’nın görevden çekilmesini bölge barışı için önkoşul olarak değerlendirdiğini ilan edince Bauer, NUCI ve tüm Hıristiyan Siyonist tayfa, bunu doğru biçimde kendi zaferleri olarak gördü.

 GERÇEK HIRİSTİYANLAR    AYAĞA KALKACAK MI?

 1 Temmuz’da Bauer İsrail’e ilk ziyaretini yaparak, Ariel Şaron’a bir mektup verdi. Dr. James Dobson, Chuck Colson ve Rahip Jerry Falwell gibi “Hıristiyanlar” adına yazılan bu mektup, mevcut İsrail hükümetinin faşist politikalarına topyekün destek sözü veriyor. EIR’nin ortaya koyduğu üzere, Hıristiyan evanjelistler denen grup aslında ABD’deki Hıristiyanlar adına konuşmuyor. Büyük Hıristiyan mezhepleri (Katolik, Episkopal, Presbiteryen, Lutheran, Metodist), Filistinlilere ve Doğuş Kilisesi’ne yönelik son acımasız İsrail saldırılarını kınamışlardır. Ulusal Kiliseler Konseyi de sesini yükseltmiştir. İşgal atındaki topraklardaki Hıristiyan kiliseleri de öyle.

Bununla birlikte, ABD’nin ulusal haber medyası Hıristiyan Siyonistlerin egemenliği altındadır. Onlar da, İsrail’in sağcı Likud Partisi ile ittifak içerisinde şiddetle İsrail yanlısı bir çizgi izliyorlar. Bu ittifakın kökeni 1977’ye dayanır. O zaman Likud’lu Menahem Begin iktidara gelmiş, hem Likud’lu hem de ABD’li evanjelistlerin reklamını yapan güçlü finansörler bu ittifakı beslemeye karar vermişlerdi. Kudüs’teki İbrani Üniversitesi’nin Çağdaş Yahudilik Enstitüsü, 1978’de “Amerikan Fundamentalizmi ve İsrail” başlıklı bir araştırma yaptı. Açıkçası bu araştırma ikisi arasındaki derinleşen bağlar için bir rehber kitap işlevi gördü.

Likud’un Kitabı Mukaddes temalarını işlemesi (Filistinlilerin işgal ettiği toprakların Tanrı tarafından özel olarak Yahudilere verildiği; Yahudilerin “Eretz İsrail”’de diledikleri yere yerleşmeye kutsal hakları olduğu iddiaları) çeşitli eğilimlerden Hıristiyan Siyonistlerce kendi saptırılmış teolojileri ve İncil yorumlarına uygun olarak oportünistçe desteklendi. Bu anlayışa göre, kutsal kitapta geçen İsrail’in yeniden kurulması, Hz. İsa’nın dünyaya ikinci gelişini haber veren bir kehanetin gerçekleşmesidir. 1996’da Benjamin Netanyahu’nun zaferiyle Likud tekrar iktidara geldiğinde Netanyahu, Amerikan Hıristiyan sağını seferber edebilmek için hemen harekete geçti. Bağlılarını ve fundamentalist liderlerini gezi ve konferanslar için İsrail’e getirmek, burada onların Likud gündemine desteklerini almak da bu bağlamdaydı.

Bugün için o gündem, gören gözler için tümüyle açığa çıkarılmıştır. Bu, doğrudan doğruya Nazilerden kopyalanmış bir programdır. Varşova gettolarının, kitlesel sürgünlerin, bir halkın imhası programından. Bir sonraki adım, Orta Doğu’da daha geniş bir savaşı ateşlemek olur ki bu da tahayyül edilemeyecek bir dehşet doğuracak dünya çapında bir dini savaşa dönüşebilir. O gündemi destekleyenler, Adolf Hitler’den daha “Hıristiyan” değildirler.

* EIR’den çeviren Musa Ceylan