Make your own free website on Tripod.com

BOR MADENLERİ

ÜLKEMİZİN GELECEĞİ Mİ?

 ADNAN BOYNUKARA

 80’lı yıllar ile birlikte tanıştığımız özelleştirme çalışmalarının son dönemlerde gündemimize getirdiği konulardan biriside bor madenleridir. Üzerinde ciddi hesapların ve pazarlıkların yapıldığı bor madenlerinin, geçmiş medeniyetlerden günümüze yoğun olarak kullanıldığı bilinen bir gerçektir. Dünya genelinde, ekonomik özellikteki bor yatakları; Türkiye, ABD, Arjantin, Rusya, Kazakistan, Çin, Bolivya, Peru ve Şili’nin kurak, volkanik ve hidrotermal aktivitesi olan bölgelerinde bulunmaktadır.

Mevcut verilere göre ülkemizin bor madeni rezervleri, dünya toplam bor rezervlerinin % 63 dolaylarındadır. Dünyadaki en büyük üretici firma olan US Borax’ın kontrolü altındaki bor rezervleri (ABD ve Arjantin’deki rezervler) ise % 11 civarındadır. Aşağıdaki tablo incelendiğinde, ülkemizin dünyanın en büyük bor kaynaklarına sahip olduğu görülecektir.

Ekonomik rezerv bazında dünya tüketimini tek başına karşılama süresi yönüyle ülkemizin bor maddeni yatakları, şu anda US Borax kontrolündeki rezervlerin yaklaşık 7 katıdır. Mevcut tüketim hızı dikkate alındığında, 80 yıl sonra ülkemiz yataklarının dünyada tek bor kaynağı olma olasılığının oldukça yüksek olduğu görülecektir. Ancak; bor ve bor ürünleri ile ilgili olarak dünyada ciddi bir rezerv sorunu bulunmamaktadır. Bu nedenle, büyük rezervlere sahip olmakla birlikte, bu rezervden sağlanacak faydanın en üst seviyeye çıkarılabilmesinin şartlarını oluşturmak çok daha anlamlıdır.

 BOR VE BOR ÜRÜNLERİNİN      KULLANIM ALANLARI

 Bor madenlerinin geçmiş medeniyetlerden günümüze, çok değişik alanlarda, kullanıldığı bilinmektedir. Sümerler ve Etiler dönemlerinde metallerin yüzeyindeki oksit tabakasını çözme işlevi nedeniyle Altın ve Gümüş işletmeciliğinde, lehim elemanı olarak, yine Mezopotamya ve Mısır medeniyetlerinde antiseptik olarak, Çin’de seramik ve cam üretiminde, Romalılarda arenaların tabanına dezenfektan olarak ve cam yapımında, Arap doktorların ise ilaç olarak boraks kullandıklarına dair ciddi veriler söz konusudur.

Kimyasal karakteristiğinden dolayı, özellikle II. Dünya Savaşı’ndan sonra bor kimyasında hızlı gelişmeler elde edildi. Şuan dünya genelinde bor ve bor ürünlerinin; hammadde, rafine ürün ve nihai ürün şeklinde en az 200 alanda alternatifsiz olmak üzere, 250’yi aşkın kullanım alanı bulunmaktadır. Bor, ilave edildiği malzemelerin katma değerlerini olağanüstü derecede yükseltmekte ve bu nedenle sanayinin tuzu olarak adlandırılmaktadır. Teknolojik alandaki her türlü gelişme, bor kullanımını ve bor’a bağımlılığı artırmaktadır. Bu ise; borun stratejik mineral olma özelliğini giderek daha da güçlendirmektedir.

Son yıllarda yapılan tüm bilimsel çalışmalarda bor ürünlerinin; çok daha hızlı bilgisayarların yapımında, oksijen içeren maddelerle çalışmanın zor olduğu yerlerde, süper iletken kabloların üretiminde, özellikle uçak ve uzay sanayinde ağırlıklı olarak kullanılabileceği ortaya çıkmıştır. Uçak ve uzay sanayinde, ağırlıklı olarak ABD, Avrupa, Rusya ve Japonya’da yapılmakta olan araştırma uygulamaları dikkat çekicidir. Bu araştırmalar daha çok aksamlarda kullanılan yapı elemanları ve yakıtlara yöneliktir.

1960’larda ABD Hava ve Deniz Kuvvetlerince ortaklaşa yürütülen Zip Yakıtları Projesi çerçevesinde geliştirilen yakıtlar, yaklaşık aynı tarihlerde üretilen XB-70 Valkyrie “Boron Bomber” bombardıman uçağı ve SR-71 Blackbird süpersonik stratejik bombardıman uçaklarında, Pentaboran ve etil Boran olarak isimlendirilen bor katkılı yakıt kullanılarak, uçakların hem hızları hem de uçuş mesafeleri artırılmıştır. Daha sonra geliştirilen F-117  “Stealth Fighter” Meteor (MRAAM) uçakları ve General Dynamics firması tarafından üretilen BGM -109 Tomahawk, UGM-109 Tomahawk füzelerinde de bor katkılı yakıtlar kullanılmaktadır. Bugün ABD ordusu tarafından kullanılan ileri teknoloji ürünü savunma ve saldırı silahları ile savaş uçaklarının tamamı Zip yada Hermes olarak adlandırılan projenin ürünüdürler. Örneğin; U-2, SR-71 Blackbird, F-117 Stealth Fighter, F-22, B-52 savaş uçaklarının tamamı Zip projesi kapsamında üretilen XB-70’in geliştirilmiş tasarımlarıdır. Bor üzerinde yürütülen bu tür araştırmalar sadece ABD ile sınırlı değildir. Örneğin Avrupa Uzay Ajansı da aynı zamanda bor ve borlu yakıtlar üzerine çalışma yapan bir başka kurumdur. Ajans, geliştirdiği üç tip borlu yakıtı, Avrupa Patent Ofisine tescil ettirerek Patentini almıştır. Bugün Ariane roketlerinde kullanılan yakıtlar da borlu yakıtlardır.

Her türlü teknolojik çalışma ve gelişme bor kullanımını artırmaktadır. Bor ve bor ürünlerinin kullanımının sürekli arttığı sektörlerden biriside; uçak ve havacılık endüstrisidir. Aerodinamikteki gelişmeler, yüksek hız kanat uygulamaları, yüksek ısıya dayanımlı gövde, düşük ağırlık yüksek kapasite ve benzeri uygulamalar üzerinde yürütülen tasarım ve geliştirme çalışmaları havacılık ve uzay sanayinde kompozit malzeme kullanımını oldukça yaygınlaştırmıştır. Bu çerçevede, havacılık sanayinde kullanılan kompozit malzemenin büyük bir bölümü borlu kompozit malzemelerdir. Radarlarda görünmezliği sağlamak amacıyla geliştirilen Tomahawk füzeleri, F-15, F-14, B-1, U-2, SR-71 Blackbird, F-117 Stealth Fighter, F-22, B-52 savaş uçakları, Blackhawk serisi helikopterler ve Fransız Mirage uçakları ile Airbus ve Boeing Yolcu uçaklarında kullanılan yapı elemanları, ağırlıklı olarak, bor katkılı kompozitlerden oluşmaktadır.

 BOR VE BOR ÜRÜNLERİNİN      KULLANIM ALANLARI

 Askeri & Zırhlı Araçlar: Zırh Plakalar, Seramik Plakalar, Ateşli Silah Namluları vb.

Cam Sanayi: Borosilikat Camlar, Laboratuar Camları, Uçak Camları, Borcam, Pyrex, İzole Cam Elyafı, Tekstil Cam Elyafı, Optik Lifler, Cam Seramikleri, Şişe, diğer Düz  Camlar vb.

Elektronik ve Bilgisayar Sanayi: Mikro Chipler, LCD Ekranları, CD-Sürücüleri, Akım Levhaları, Bilgisayar Ağlarında; Isıya-Aşınmaya Dayanıklı Fiber Optik Kablolar, Yarı İletkenler, Vakum Tüpler, Dieletrik Malzemeler, Elektrik Kondansatörleri, Kapasitörler, Gecikmeli Sigortalar, Bataryalar vb

Enerji Sektörü: Güneş Enerjisinin Depolanması, Güneş Pillerinde Koruyucu olarak vb

Fotoğrafçılık ve Görüş Sistemleri: Kamera ve Mercek Camları, Fotoğraf Makinaları, Dürbünler, Banyo ve Film İmalatları

İlaç ve Kozmetik Sanayi: Dezenfekte Ediciler, Antiseptikler, Diş Macunları, Lens Solüsyonları, Kolonya, Parfüm, Şampuan vb

İletişim Araçlarında: Cep Telefonları, Modemler, Televizyonlar vb.

İnşaat-Çimento Sektöründe: Mukavemet Artırıcı ve İzolasyon Amaçlı olarak

Kağıt Sanayi: Beyazlatıcı Olarak

Kauçuk ve Plastik Sanayi: Naylon ve Plastik Malzemeler vb.

Kimya Sanayi: Bazı Kimyasalların İndirgenmesi, Elektrolitik İşlemler, Flotasyon İlaçları, Banyo Çözeltileri, Katalistler, Atık Temizleme Amaçlı olarak, Petrol Boyaları, Yanmayan ve Erimeyen Boyalar, Tekstil Boyaları, Yapıştırıcılar, Soğutucu Kimyasallar, Korozyon Önleyiciler, Mürekkep, Pasta ve Cilalar, Kibrit, Kireçlenme Önleyicileri, Dezenfektan Sıvılar, Sabun, Toz Deterjanlar, Toz Beyazlatıcılar, Parlatıcılar Mumyalama vb

Koruyucu: Ahşap Malzemeler ve Ağaçlarda Koruyucu olarak, Boya ve Vernik Kurutucularında vb.

Makine Sanayii: Manyetik Cihazlar, Zımpara ve Aşındırıcılar Kompozit Malzemeler, vb.

Metalürji: Kaplama Sanayiinde Elektrolit Olarak, Paslanmaz ve Alaşımlı Çelik, Sürtünmeye-Aşınmaya Karşı Dayanıklı Malzemeler, Kaynak Elektrotları, Metalurjik Flaks, Refrakterler, Briket Malzemeleri, Lehimleme, Döküm Malzemelerinde Katkı Maddesi olarak, Kesiciler Kompozit Malzemeler, Zımpara ve Aşındırıcılar vb.

Nükleer Sanayi: Reaktör Aksamları, Nötron Emiciler, Reaktör Kontrol Çubukları, Nükleer Kazalarda Güvenlik Amaçlı ve Nükleer Atık Depolayıcı olarak,

Otomobil Sanayi: Hava Yastıklarında, Hidroliklerde, Plastik Aksamda, Yağlarda ve Metal Aksamlarda, Isı ve Ses Yalıtımı Sağlamak Amacıyla,  Antifrizler vb

Patlayıcı Maddeler: Fişek vb.

Seramik Sanayi: Emaye, Sır, Fayans, Porselen Boyaları vb

Spor Malzemeleri: Kayak Aksamları, Tenis Raketleri, Balık Oltaları, Golf Sopaları, Darbe Koruyucular vb.

Tarım Sektörü: Biyolojik Gelişim ve Kontrol Kimyasalları, Gübreler, Böcek Öldürücüler, Yabancı Ot öldürücüleri.

Tekstil  Sektörü: Isıya Dayanıklı Kumaşlar, Yanmayı Geciktirici ve Önleyici Selülozik Malzemeler, İzolasyon Malzemeleri, Tekstil Boyaları Deri Renklendiricileri, Suni İpek Parlatma Malzemeleri, vb.

Tıp: Ostoporoz Tedavilerinde, Alerjik Hastalıklarda, Psikiyatride, Kemik Gelişiminde ve Artiritte, Menopoz Tedavisinde BNTC Terapi Yöntemiyle Beyin Kanserlerinin Tedavisinde, Manyetik Rezonans Görüntüleme Cihazlarında vb

Uzay ve Havacılık Sanayii: Sürtünmeye-Aşınmaya ve Isıya Dayanıklı Malzemeler, Roket Yakıtı, Uydular, Uçaklar, Helikopterler, Zeplinler, Balonlar vb....

 

Bor ürünlerinin kullanım alanlarına ilişkin bu tablo incelendiğinde, ülkemizdeki bor maddeni yataklarının önemi daha bir anlaşılır olacaktır.

 BOR ÜRÜNLERİNİN TİCARETİ  VE  PAZARI

 Dünya bor rezervlerinin % 63’üne sahip olan ülkemiz, % 100 B2O3 bazında, dünya bor üretiminde ABD’den sonra ikinci sırada yer almanın yanı sıra, ham cevher üretiminde ise dünya üretiminin yarısından fazlasını gerçekleştirmektedir. 1988-2000 yılları arası Türkiye’nin ham cevher üretimi sürekli olarak ABD’den fazla olmuştur. Ancak; cevher üretimindeki rakamsal büyüklük fazla anlamlı değildir. Asıl anlam ifade eden; yıllık bir Milyon Ton dolayındaki % 100 B2O3 eşdeğeri pazarından ne kadarını alabildiğimiz ya da koruyabildiğimizdir. Çünkü ham cevher üretiminin artması demek, pazardan reel olarak pay aldığımız anlamına gelse de, çoğu kez gerçeği yansıtmaz.

Bor rezerv ve üretimindeki bu bariz avantajlarımıza rağmen dünya bor ticaretinden aldığımız pay oldukça düşündürücüdür. Dünya ham bor ve rafine ürün toplam satış miktarında ki payımızın % 36 olmasına karşın, ham bor ağırlıklı satış yaptığımızdan, toplam satış değeri üzerinden payımız % 27’ye düşmektedir.

Bugün Eti Holding, dünya bor pazarında rekabet içinde bulunduğu ABD’li  US Borax firması ile birlikte stratejik bir konumda bulunmaktadır. 1,5 Milyon Ton/Yıl civarında olan dünya bor (B2O3 olarak) üretiminden Eti Holding ve US Borax birbirlerine nispeten yakın paylar alırken, yaklaşık 1, 2 Milyar US$/Yıl olan parasal büyüklükten US Borax’ın aldığı % 65’lik pay, Eti Holding’in % 21 olan payından 3 kat daha fazladır. Bunun sebebi, Eti Holding’in 350 000 Ton/Yıl rafine bor ürünü satışına karşılık, US Borax’ın 1, 3 Milyon Ton/Yıl rafine ürün satışı gerçekleştirmesidir.

US Borax ve Eti Holding ikilisi toplam dünya bor arzının % 70’ine yakınını karşılamaktadır. Dünya bor pazarında, sınırlı üretici olması ve ürün grubunun birbirlerinin yerine ikame edebilme özelliklerinden dolayı diğer maden ve metal pazarlarından çok ayrı bir yapıya sahiptir. Bu pazarı, diğer maden veya metal borsalarında olduğu gibi, piyasa şartlarında oluşan fiyatlara göre alım-satım işlemlerinin gerçekleştirildiği bir pazar olarak görmemek gerekir. Bu piyasadaki fiyatlar, ürün ve pazar koşulları dikkate alınarak belirlenen denge fiyatlarıdır. Dolayısıyla, sahip olduğumuz yüksek miktar ve kalitedeki rezervden sağlanacak faydanın en üst seviyeye çıkarılabilmesinin koşullarını oluşturmak, diğer bir deyimle katma değerleri daha yüksek ürünlere yönelmek, büyük önem taşımaktadır.

Bor madenlerinden üretilen rafine ürünlere duyulan gereksinim nedeniyle; bor sahasında büyük yatırımları, teknolojik yenilikleri ve dünya çapında bir pazarlamayı içeren komple bir işletmecilik zorunluluğu vardır. Fakat, dünya bor pazarının yapısı nedeniyle bor ürünleri üretim teknolojileri, diğer birçok üründe olduğu gibi kolay ulaşılan teknolojiler değildir. Eti Holding, bilinçli engellemeler nedeni ile dışarıdan temini mümkün olmayan teknolojileri kendi bünyesinde, deneme-yanılma yoluyla geliştirmek zorunda kalmış ve bu alanda önemli bir mesafe kat etmiştir. Türkiye’nin rafine ürün üretimi alanındaki ilk yatırımları, Batı Avrupa’nın teknoloji transferine karşı sergilediği isteksiz tutumu nedeniyle, Doğu Bloku ülkelerinin, nispeten daha geri, teknolojilerinin alınması ile gerçekleştirilmiştir.

Rakip konumundaki US Borax ise sürekli geliştirdiği üretim teknolojisi ve yeni ürünlerin yanı sıra bor kullanım alanlarının genişletilmesine yönelik çalışmaları ve köklü yapısı ile de gerçek bir dev konumundadır. Dünya bor pazarında parasal olarak % 65 ile en büyük paya sahip olan US Borax firması; Dünyada bir çok merkezde yürüttüğü üretim, depolama, dağıtım ve pazarlama faaliyetlerini, Eti Holding benzeri fakat karşılaştırılmayacak derecede daha büyük bir organizasyon yapısı ile tek elden kontrol eden, 80 den fazla ülkede örgütlenmiş bir kuruluştur. US Borax’ın sahibi RTZ (Rio Tinto), bor cevher ve ürünleri yanında, birçok ülkede titanyum, talk, elmas, bakır, gümüş, boksit, demir cevheri, uranyum, altın, çinko, kurşun, molibden, kalay, Trona vb. birçok alanda üretim ve satış yapan, Dünya titanyum pazarında % 40, talk ve elmas pazarında ise % 20 gibi çok büyük paylara sahip olan çok uluslu bir firmadır. Dünya bor tüketiminin yaklaşık % 75’ini gerçekleştiren ABD ve Batı Avrupa pazarında ise kurduğu etkin bir pazarlama ağı sayesinde toplam bor pazarının yaklaşık % 50’sini kontrolü altında tutmaktadır.

21 Eylül 1978 tarihinde, TBMM tarafından alınan bir karar ile, ülkemizdeki bor madenlerinin işletilmesi ve pazarlanması hakkı Eti Holding A.Ş. devredilmiştir. Bu karar; Millet Meclisi’nde 226 oyla alınmıştır. Süleyman Demirel, Necmettin Erbakan, Alparslan Türkeş ve Korkut Özal gibi bir çok kişinin oylamaya dahi katılmaması oldukça manidardır.

Bu karardan önce 40-60 US$/Ton fiyatla ihraç edilebilen bazı ham bor tuzları, bugün 160-200 US$/Ton fiyatla satılır hale getirilmiştir. Eti Holding bünyesindeki bor işletmelerinde, oluşturulan tüm olumsuz koşullara rağmen, 1999 faaliyet döneminde yaklaşık 22 milyon US$ iç piyasaya ve 238 milyon US$ dış piyasaya olmak üzere, toplam 260 milyon US$ satış geliri elde edilmiştir. Eti Holding’in ürün portföyündeki ham ve rafine bor ürünleri için ortalama brüt kar marjının % 150 civarında oluştuğu ve bazı ürünleri için brüt kar marjının % 500 seviyelerin de olduğu ifade edilmektedir.

 SONUÇ

 ABD’nin Ortadoğu Araştırmalar Enstitüsü ve CIA’nin Uluslararası Bilgi Koordinatörü Fhyllis A. Lyday başkanlığında bir heyet tarafından hazırlanan “Bor Raporu’nda” Türkiye’nin geleceğinin bor rezervlerinde yattığı ifade edilmekteydi. Yüzlerce bilim adamının “21. yüzyılın petrolü” diye tanımladığı ve uzay teknolojisinden, bilişim sektörüne, nükleer teknolojiden savaş sanayiine kadar pek çok alanın vazgeçilmez hammaddesi durumuna gelen bor madeni, ülkemizin geleceği olma özelliğine sahiptir. Üzerinde oturduğumuz bu zenginliğin stratejik ve ekonomik öneminin farkına varmamız, bugünümüzü ve yarınımızı daha iyi değerlendirmemizi olanak sağlayacaktır. Giderek, 20. yüzyıl boyunca dünyada yaşanan her türlü siyasal, ekonomik ve askeri gelişmenin baş aktörü durumunda olan petrol, yerini bor madenine bırakacaktır. Aslında; petrol üzerinde oynanan oyunları hatırlamamız ve bunu bor madenlerinin geleceği ile birlikte yorumlamamız, ülkemizin sürüklendiği ekonomik ve siyasal krizi de kavramamıza yardımcı olacaktır!

Özetlemek gerekir ise; bor tüketimi 2000’li yıllara da yaklaşık 1,5 Milyon Ton B2O3 seviyesine ulaşmıştır. Fazladan satılan her ton, bir anlamda güçlü rakip US Borax’ın pastadaki payından bir miktar kapma ve dolayısıyla, US Borax’ın pazar payının azalması demektir. Ülkemizin en değerli yeraltı kaynağı durumundaki bor tuzlarının ülke ekonomisine katkısının azami seviyelere yükseltilmesi, ülkemize döviz girdisinin kalıcı ve uzun vadeli devamlılığının garanti altına alınmasının tek yolu vardır. Bu yol ise; bor madenlerinin üretimi ve pazarlamasının tek merkezden, devlet eliyle yapılmasına devam edilmesidir. Aslında bu hem yasal, hem de ülkemiz çıkarları için bir zorunluluktur.

Konuyu; ülkemizin ve gelişmekte olan veya geri kalmış ülkelerin kaynaklarına göz diken batılıların niyetlerini ele veren bir alıntı ile bitirmek anlamlı olacaktır. Islahat fermanının ilan edildiği tarihlerde Londra’da çıkan Times Gazetesinin 12 Şubat 1856 tarihli nüshasında Osmanlı Devleti ile ilgili olarak aşağıdaki tanımlama yapılıyordu; “Yabancıların toprak satın almalarının önündeki tüm engellerin kaldırılması, sağlam bir mali sistemin ve yollara ve limanlara yatırılan sermayenin güvenliği için güvencelerin oluşturulması, kısa zamanda büyük sonuçlar doğuran diplomatik çabaların sonucu olmaktadır. Önümüzde zengin ve işlenmemiş bir ülke var ve Batı’nın sermayesi bu ülkeye girebilir ve ona sahip olabilir! Bu nedenle, çabalarımızla zamanın lehimize işlemesinden hoşnut olabiliriz.” Bize düşen bu niyetleri boşa çıkarmaktır.