Make your own free website on Tripod.com

NİHAT GENÇ

"Her ideoloji'nin bir Sevr'i oluştu"

 


Yeni bir sahte cepheleşme: AB'ciler ve
Anti-AB'ciler

TÜRKİYE'NİN AVRUPA SİYASETİ VAR MI?
BAŞYAZI

Türkiye’den taraf olmak

Türkiye kamuoyu AB meselesinde yeni bir bölünmeye daha uğradı. AB’ciler ve Anti-AB’ciler diye iki kesim doğdu. Taraf olanlar AB’ni refahın, özgürlüğün ve hukukun tek adresi görüyorlar. AB dışında kalacak bir Türkiye için karanlık senaryolar çiziyorlar. Karşı olanlar, AB’de yok oluş ve etnik bölücülük görüyorlar. Türkiye kamuoyunun aklı ise, hayli karışık…

AB’ciler anketler, bildiriler ve gazete ilanlarıyla kamuoyunu etkilemeye çalışıyorlar. Anti-AB’ciler, AB’ci rüzgara toplantılar ve çeşitli yayınlarla cevap verme çabasındalar.

AB konusunda kamuoyu ve kurumları bilgilendirmesi gereken kuruluşlar AB’ci psikolojik harekatın araçlarına dönüşmüş durumda. AB, çoktan dış ilişkiler gündemi olmaktan çıkmış ve içerde güç için savaşan politik ve ekonomik aktörlerin elinde keskin bir kılıç gibi kullanılmaktadır. Öyle anlaşılıyor ki AB Temsilcileri de bunu istemektedir.

AB’ciler-Anti-AB’ciler bölünme ve mücadelesinin Türkiye’ye büyük zararı dokunmaktadır. Bu iç çekişme, AB ile eşitsiz ve tek yanlı bir ilişki biçiminin Türkiye’ye benimsetilmesini kolaylaştırmaktadır. AB’nin Türkiye içinde psikolojik harekat üssü haline gelen bazı AB’cilerin görevi, kolaylaştırıcı bir rol oynamaktır. Çünkü AB’ciler çıkarlarını, Türkiye’nin AB tarafından kontrol edilmesinde görmektedirler.

Anti-AB’ciler ise, neredeyse Avrupa’ya sırtını bütünüyle dönmeyi önermekteler.

Bugün Türkiye’nin adaylık için neyi yapıp yapmadığı tartışılmaktadır. AB’nin görünür gelecekte Türkiye’yi üye yapıp yapmayacağı sorusu sorulsa bile hemen gündemin dışına itilmektedir. Halbuki tam da irdelenmesi gereken bu sorudur. Bu çerçevede Türk halkının refah,özgürlük ve hukuk içinde yaşama arzusunu AB ile kaim saymak ya da eşitlemek, olmazsa bir felaketten bahsetmek halka güvensizlik, halkı kullanmak ve kandırmaktır.

Türkiye, Avrupa ile geniş ve önemli ekonomik ilişkilere sahiptir. Üç milyondan fazla Türk vatandaşı Avrupa’da yaşamaktadır.Türkiye, Avrupa ile ekonomik ve ticari bağlarını azaltmak ve koparmak yerine, karşılıklı fayda esasına göre daha da geliştirmelidir. ABD ve Avrupa yanında Rusya ve Çin ile, Ortadoğu, Balkanlar ve Akdeniz ülkeleriyle de iyi münasebetler kurmalıdır.

Türkiye, iç bölünmelerden, cepheleşmelerden, husumetlerden çok çekti. Kendini bu ülkeye ait hissedenlerin AB’nin aşırı tarafı ya da karşıtı olmaktan elde edeceği bir şey yoktur. Ancak ülkesine, yani Türkiye’ye taraf olmaktan sayısız kazanımları olacaktır.

Bugün Türkiye’nin baş belası hem iç hem dış meselelerdeki “siyasetsizliği”dir. Maalesef sağlık, tarım, eğitim vs. siyaseti olmadığı gibi Türkiye’nin bir “Avrupa siyaseti” de yok görünmektedir.

“Siyasetsizlikten” kurtulmak, her alanda giderek artan problemlerden kurtuluşun da çaresi olacaktır.  

 
Burhan METİN
A.Altay ÜNALTAY
Erol GÖKA
Abdullah MURADOĞLU
Burhan METİN
Mehmet DUMAN
Adnan BOYNUKARA


ABD 2004 DEMOKRAT PARTİ BAŞKAN ADAYLARINDAN LYNDON LAROUCHE

İÇİN YAZIY0R



Sol ve Kutsal
Reha ÇAMUROĞLU

Türkiye'nin
Yarını

Mahir KAYNAK


   


Yarın imzalı yazılar dergiyi diğer yazılar yazarlarını bağlar.
Kaynak gösterilmeden alıntı yapılamaz. Dergimiz basın ahlak ilkelerine uymayı taahüt eder. Yarın 2002 ©